Küçük Bilimci Çocuk

İşte yine yollardayız, daha çok kardeşimizle tanışmak için, yeni ilk yar’lar edinebilmek için. Hep diyoruz, ama bir kere daha diyelim, okula yaklaştıkça içimi bir heyecan sarıyor, acaba bu sefer kimlerle tanışacağız, nasıl anılar biriktireceğiz, kaç çocuğun gülümsemesine ortak olabileceğiz…

İlk gecemizde hocamız hemen bir akşam sunumu yapıyor daha sonrasında odalarımıza geçiyoruz. Ertesi gün okula gittiğimizde çocukların o meraklı gözleri, kaçamak bakışları arasında ellerine çivileri tutuşturuyoruz; onlar küçücük elleriyle iç içe geçmiş iki çiviyi bir sağa bir sola çekiştirirken, bu sefer merakını gizleyemeyenler bizler oluyoruz: kaçıncı sınıfsın, en sevdiğin dersler neler, en son hangi kitabı okudun derken sorular uzayıp gidiyor…

Sonrasında bir telaş içerisinde sunum salonuna alıyoruz çocukları. Hüseyin Hocamızı meraklı gözlerle süzüyorlar aralardan sesler duyuyorum “bilim insanı” gelmiş diyenler oluyor, hayranlıkla sunumu izlerken.

Sunum bitince etkinliklerimize dağılıyoruz ilk etkinliğim 5. Sınıflarla, tek nefeste anlatmaya başlıyorum; kim olduğumuzu, neden geldiğimizi onları, ne kadar sevdiğimizi…
Ben onlara sevgimizi anlattıkça gözleri parlıyor, daha bir dikkatle dinliyorlar beni, biraz hayal kurmanın önemi ve güzelliğini anlattıktan sonra hadi herkes istediği gibi bir öykü yazsın diyorum, ilk başta biraz nazlananlar oluyor; bir tarafta “ya abla ben yazamam, hiç denemedim ki” diyenler, bir tarafta da düşüncelerini daha kağıda aktarmadan hevesle bana anlatanlar…

Yazmaya çekinenlerden Abdulsamet’in yanına gidiyorum biraz konuşmaya başlıyoruz hayallerini soruyorum hadi anlat diyorum bana anlatıyor da anlatıyor, daha öncesinde yaptığı küçük araba maketini nasıl yaptığını, hangi malzemeleri kullandığını, gelecekte neler yapmak istediğini… Hadi diyorum şimdi bunları hikaye olarak yaz, başlıyor yazmaya. Başta yazmaya çekinen Abdulsamet yetmiyor bir de resimle süslüyor kağıdını, etkinliğin sonunda getirip bana veriyor, merakımı ona yansıtmadan usulca kağıdını alıp teşekkür ediyorum sonra da hevesle okumaya başlıyorum.

Hikayesinin adı “Küçük Bilimci Çocuk” yenilikler keşfetmeyi isteyen, bilime meraklı ancak maddi durumu olmayan Mustafa’nın hikayesini anlatmış bize Abdulsamet. Hikâyeyi okuyunca bu yollara neden düştüğümüzü bir kez daha iyice anlıyorum. Anadolumuzun her köşesinde nice Mustafalar, Abdulsametler, Çoban Hüseyinler var ve kendilerine: “Evet başarabilirsin, bak buradayız, sana inanıyoruz.” dememizi bekliyorlar. Daha çok “Küçük Bilimci Çocuklara” ulaşabilme dileğiyle…

Beşire AKPINAR
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir