Ufacık Bi Sabır

Gecenin 4’ünde yola çıktık, çocuklara yetişip kavuşmak adına..
Ne nasıl anlatılır ya da klasik olacak ama hislerimi dökmeye bir kağıt kalem yeter mi bilmiyorum.

Yetmez, yetmemeli…

Zaman içinde sana iyi gelen mükemmel kalplere alışıp, geride bırakmak her zaman çok zor olmuştur illaki ama ilk gördüğün andan itibaren gönül bağı kurduğun çocuklardan 2 gün sonra ayrılması daha zordu.

Etkinliğine hiç girmediğim Oğuz.. Koridor ve dış deneylerde karşılaştık sadece birbirimizle. Daha okuldan gitmeden kızgınlık ve sevgiyle bir mektup hazırlamış benim için. Kızgındı çünkü sınıfında etkinlik yapamamıştım ve keşke dedim keşke okuldaki tüm sınıflarda etkinlik yapma şansım olsaydı hepsine ufakta olsa izler bırakabilseydim ama sevmişti herhalde olacak ki kısa süreli de olsa güzel bir bağ kurmuştuk.

Hüseyin vardı bir de, defalarca vedalaşamadığım ya da vedalaşmanın yetmediği bir çocuktu. Çünkü 2-3 kez erken gitmesi gerektiğinden dolayı vedalaştık. Son sınıf etkinliğime girdiğim de dakikalar sonra Hüseyin girdi içeri. “Meral abla sana son kez bir daha sarılabilir miyim?” dedi. Sarıldık. Ama o an o kadar farklıydı ki. Listeden nerede olduğumu kontrol edip yanıma gelmek için araştırmıştı. Son kez sarılmak için..

Güçlü durmak zorundasın, ama içinde de kıyametin koptuğu bir durum yaşıyorsun ve bu o kadar arafta kalmak gibi bir şey ki. Güç sınırlarımı zorlayan.

İsmail’i de unutmamak gerek, içinde öfkeyi biriktirmiş amacı herkese şiddet uygulamak olan bir çocuk. Aslında sevgisini de böyle gösteriyordu belki ya da hissettiği duyguları nasıl yansıtması gerektiğini bilmiyordu. Beni kovalayıp durdu gün boyunca, hatta arkadaşını dövmek için koşarken kavga etmemesi adına durdurmaya çalıştım onu ani bi refleksle ufacık da bi tokadını yemiş olabilirim..
Onun sınıfında resim etkinliğine girdim en son, önce hayal kurmalarını, sevdiği renkleri ya da gözlerinizi kapattığınızda kendinizi mutlu hissettiğiniz yerde düşünmelerini istedim kendilerini. Sonra gözlerini açmalarını ve boyalarla oyun oynamalarını istedim. Oynamışlardı da eğlenerek, paylaşmayı da öğrenerek resimlerini yapmışlardı. En son İsmail resmini bana teslim ederken bana hediye etmek istediğini söyledi. Küçük küçük çiçekler, papatyalar çizmişti. O an anladım, çocuğa gösterdiğiniz ufacık bi sabır ve sevgi onun kalbini çok başka yerlere taşıyabiliyordu. Çünkü bana vuran çocuk bi kaç saat sonra kendini hayal ettiği o resmi bana hediye etmek istemişti.

Oldukça yorucu bir projeydi benim için. Hatta tamamı uykusuz diyebilirim. Ama o kadar mutlu olup, o kadar güzel vakit geçirdim ki her bir saniyesi kalbimde çok özel bir yer edindi. Yorgunluğumu, uykusuzluğumu onların mutlulukla, “Meral abla” diye seslenişleriyle örttüm.

Daha fazla çocuğun hayallerine, umutlarına, hayatlarına dokunmak dileğiyle..

Meral Şevket
Mersin Üniversitesi
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.